BJK Koleji Anaokulu Çikolataya Doydu..!
Merhaba,
Artık herkes biliyor, benim asla hayır diyemeyeceğim bir tutkudur çikolata. Olmazsa olmazlarımdan biridir.
Eskiden, şık pastanelerin, özellikle de büyük alışveriş merkezlerindeki Pelit’in önünden geçerken, içimden şöyle bir dilek geçirirdim: “Keşke, akşam tüm mağazalar ve alışveriş merkezi kapandığında beni burada unutsalar da sabaha kadar o muhteşem çikolataları, drajeleri, profiterolleri ve enfes pastaları doyasıya yesem.”… Hem de alerji olma ve midemin bozulması pahasına.. şimdi sadece çikolata üzerine pek çok mağaza var ve ben hangisinin önünden geçersem geçeyim, tıpkı arabaların camlarına yapışan vantuzlu bebekler gibi yapışıp kalıyorum vitrinlerine. İzliyorum, her biri birbirinden güzel, birbirinden leziz, janjanlı ambalajlarında adeta “beni al, beni al” diye bana göz kırpan bu çeşit çeşit çikolataları izlemek bile bana çok büyük bir haz veriyor.. ama ben en az izlemek ve tatmak kadar keyifli başka bir yönünü daha keşfettim: Çikolata yapmak…! İşte bu yüzden kolları sıvayıp bu işi ustasından öğrenmek ve kendi çikolatalarımı yapmak niyetiyle Chef’s İstanbul Mutfak Atölyesi’ne gittim ve Sevgili hocam Mustafa KARA’nın yönetiminde hayatımda en çok keyif aldığım, gözümün, gönlümün ve midemin bayram ettiği bir eğitim aldım. Sevgili Mustafa KARA’ya da buradan selam ve sevgilerimi gönderiyorum ve diyorum ki: “Mustafa Hocam, tam 7.5 kilo çikolata yaptım ve hem benim, hem kuzenimin ve en önemlisi de sizin alnınızı kara çıkarmadım. Çok beğenildi ve buradan size tekrar tekrar teşekkür ediyorum.”..
Geçtiğimiz hafta çok güzel bir etkinliğimiz oldu. BJK Koleji Anaokulu’nda çok keyifli, çok “tatlı” bir gün geçirdik. Çikolata Kalbim bu defa gerçekten çikolataya doydu. Dile kolay tam 7.5 kilo çikolata yaptık. Bir buzdolabı düşünün ki içi tıka basa çikolata ile dolu.. :) Biraz yorulduk ama çikolatalarımız çok güzel oldu, tüm yorgunluğumuza değdi.
BJK Koleji Anaokulunun “Gökkuşağı” kadar renkli öğretmeni, benim güzeller güzeli kuzenim Sevgili Zeynep’in ricası üzerine aldım elime kalıplarımı çikolata yapmaya gittim. Öyle güzel, öyle renkli, öyle cıvıl cıvıl bir anaokulu ki, insanın böyle bir yerde okuması da çalışması da eminim ki son derece keyiflidir. Zaten daha okulun kapısında sımsıcak bir “hoş geldiniz” ile karşılandım. İçeri girdiğimde bu güzel Anaokulunun Müdürü Sevgili Şebnem GÖRKER ile tanıştım. Çok zarif, çok içten bir hanımefendi. O kadar yoğun, o kadar hareketli bir gündü ki, tüm işlerinin, koşuşturmalarının arasında, tarafıma göstermiş oldukları güler yüzleri, samimiyetleri ve konukseverlikleri için başta Okul Müdürü Sevgili Şebnem GÖRKER olmak üzere, bana yardımcı olan tüm arkadaşlara çok çok teşekkür etmek istiyorum.
Bu arada, aslında benim Şebnem Hanıma bir teşekkürüm daha var…
Bayramlar, hele de benim gibi 30’lu yaşlarını çoktan geride bırakmış, yolun yarısına gelmiş ama ruhu 20’li yaşlara çakılıp kalmışlar için çok farklı şeyler ifade ediyor. En azından benim için öyle. Ne kadar şanslıyım ki, bayramlarda ellerini öptüğüm büyüklerimin hediye ettiği çeşit çeşit mendillerim oldu. Her birini özenle sakladığım, seyretmeye doyamadığım, rengarenk mendiller… Ben de mendillerin konuştuğuna inananlardanım. Öyle ya; eskiden insanlar sevdiklerine duygularını mendillerle anlatırmış. Tanışma vesilesi olurmuş mendiller. Aşk, hasret, ayrılık, hastalık vs. vs.. renkleriyle ve işlemeleriyle her bir duyguyu anlatan, sessiz bir dille konuşan mendiller. Benim de pek çok mendilim oldu. Hatta mendilleri veren büyüklerimin bazıları maalesef şu anda hayatta değil. Hepsini sevgiyle ve rahmetle anıyorum.
Lafı çok uzattım sanırım ama bir mendil beni bugünden aldı ve çocukluğumun o en güzel bayramlarına; hani bin bir güçlükle alınan bayramlıkların, yastık altında sakladığım kırmızı pabuçlarımın, sevgiyle öpülen ellerden alınan bayram harçlıklarının ve o rengârenk, çeşit çeşit mendillerin büyük anlam taşıdığı bayramlara doğru götürdü. O kadar özlemiştim ki…
Şebnem Hanıma özellikle sonsuz teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Beni de ailelerinden biri gibi kabul edip, son derece şık, en önemlisi de benim için manevi değeri çok büyük olan bir “Bayram Mendili” hediye etmesi beni çok duygulandırdı, çok mutlu etti. Özlediğim, artık unutulmuş olan bazı değerlerimizi bana tekrar yaşattığı için sonsuz telekkürler ve de sevgiler gönderiyoum. O gün çikolatalarla uğraşmaktan bir türlü fırsat bulup kendisiyle bir fotoğraf çektiremedik :(
Tüm bu güzellikleri yaşamama vesile olan, beni öneren ve de desteğini esirgemeyen güzeller güzeli kuzenim, canım Zeynep’ime de çok teşekkür ediyorum. Hep böyle kal olur mu? Hep gül... ve en önemlisi de hep benim yanımda ol :)) Seni çok seviyorum kuzen :)) İyi ki varsınız :))
İşte çikolata dolu günden kareler:


































