« Önceki |

30/4/2009

Can SÜKAN'ın Doğum Günü :))

Sevgili Can Abimin doğum günü için özel bir pasta yaptım. Çok güzel bir kutlama yaptık. Ailesi ve tüm sevdikleri ile birlikte sağlıklı, mutluluklarla dolu nice uzun yıllar diliyorum.

 

İyi ki doğdun Can Abi :)

NOT:

Bu güzel doğum gününün ardından çok acı bir haber ile yıkıldık. Can Abimin Sevgili Annesi, çok sevdiğimiz, canımız Halide Teyzemizi kaybettik. Kendisini tanıdığım ve kısa bir süre bile olsa birlikte vakit geçirebildiğim için çok mutluyum. Ona Allah'tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine de başsağlığı diliyorum. Nur içinde yatsın inşallah. Seni hiç unutmayacağım Halide Teyzem.

 


13/4/2009

Rüzgar'ın Doğum Günü :)

Merhaba,

Dün sevgili arkadaşım Özge'nin dünya tatlısı oğlu Rüzgar'ın doğum günüydü ve biz de bu özel günü renklendirelim istedik. Elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştık ve ortaya bu rengarenk şölen çıktı.

Sevgili Rüzgar'ın doğum gününü yürekten kutluyor, annesi babası ve tüm sevdikleriyle birlikte sağlık, mutluluk dolu nice uzun yıllar diliyorum.

İyi ki doğdun Rüzgar :)

İyi ki doğurdun Özge :)


 

19/2/2009

SEVGİLİLER GÜNÜ KURABİYE VE PASTALARI :))

Merhaba,

Öncelikle blogumla ilgili aldığım güzel tepkilerin beni çok memnun ettiğini belirtmek isterim. Özellikle de Rumma isimli blogcu arkadaşımın beni en sevilen blog ödülüne layık görmesi beni hem duygulandırdı, hem de onurlandırdı. Kendisine çok çok teşekkür ediyorum.

 

Uzun zamandır şeker hamuru ile kurabiye ve pasta yapmayı istiyordum ama pek de cesaret edemiyordum. Nihayet, geçtiğimiz sevgililer gününde ilk denemelerimi yaptım ve de sizlerle paylaşmak istedim. Yorumlarınızı bekliyorum. Haa, unutmadan; herkesin sevgililer gününü kutluyorum…


















2/1/2009

HOŞGELDİN 2009 :))



Merhaba,

 

Her yılın sonunda içimi bir hüzün kaplar. Koskoca bir yılı daha devirdik, ömrümüzden bir yıl daha bitti diye. Üstelik bir de güle oynaya kutlarız bunu nedense. Bir önceki yılda dilediğimiz, ancak bütün bir yıl yapamadığımız, gerçekleştiremediğimiz isteklerimizi, hayallerimizi, umutlarımızı yeni gelen yıla erteleriz. Çok şey bekleriz yeni yıllardan. Hep iyi dileklerde bulunur, umut ederiz.  Oysa ne farkı var ki 31 Aralık'ın 1 Ocak'tan? 1 Ocak'ta ne değişiyor hayatımızda? Hepimizin hayallerinin sınırlarını zorlayan milli piyango biletleri üzerinden kurulan rüya gibi bir dünya umuduyla piyango biletleri alır ve etrafımızdakilere de "Siz boşuna almayın, nasıl olsa bana çıkacak!" demeyi ihmal etmeyiz. Hatta "2 Ocak'da işe gelmezsem merak etmeyin:))" diye de ekleriz. Belki de en çok bu sebeple yeni yıldan çok şey umut ederiz. Öyle ya, bir gecede trilyoner / milyarder olmak var… "Amaaaaan o kadar numara içinde bana mı çıkacak?" deriz ama "Ya çıkarsa!!!" umudunu da hep yaşarız. Hatta öyle havaya gireriz ki, kendimiz bile inanırız bize çıkacağına. Ne dünyadaki savaşlar, ne ülkemizde olup bitenler, ne geçim sıkıntısı, ne borçlar… her şeyi unuturuz… Taa ki 1 Ocak sabahı biletimize bakıp da "Tühh… be… amma da yakından geçmiş!!" diyip eski sıradan hayatımıza geri dönene kadar.

 

Yine de güzeldir yılbaşı. Yeni bir yıl, yeni umutlar.. Dilerim yeni yılda her şey dilediğiniz gibi olur.. Dünyada barış –ki maalesef hiç umudum yok! :(- , savaşların, kavgaların, öfkelerin, nefretin yerini, sevgi, barış, dostluk, aşk alsın. Herkesin beklediği o müjdeli haber gelsin. İşinde terfi alsın, istediği kariyere kavuşsun. En çok isteyerek başvurduğu işe alınsın. Bankada, markette, hastanede, yemekte hiç sıra beklemesin. Trafik hep açık olsun. Hep yeşil ışığa denk gelsin. Kısaca herkese sağlıklı, başarılı, sevgi ve dostluk dolu, bol kısmetli, bol paralı, iş'li güçlü, çikolata tadında bir yıl diliyorum. Hatta bir yıl değil bir ömür diliyorum veeee diyorum ki:

 

HOŞGELDİN YENİ YIL;

HOŞGELDİN 2009 :)

11/12/2008

İYİ BAYRAMLAR :)



Üstteki kirazı görünce; yıllar önce, daha okula bile gitmiyordum, bakkala gidip aldığım kiraz şekeri aklıma geldi. Çocukluğumun en güzel tatlarından biriydi o kiraz şekeri ve o dönemlerde yaşadığım bayramlar.

 

Sadece bayramdan bayrama alınabilen bir çift ayakkabı, kimi zaman satın alınan, kimi zaman da eş dost akrabadan gelen bayramlık kıyafetler. 

 

Bayramlık ayakkabı benim için en lüks olan hediyeydi. Bayramdan 1 hafta önce alınırdı ve her gelene o ayakkabıyı gösterirdim. Her gece yatağımın başucunda yerini alır, sabah da öpülür sevilir ve kutusuna kaldırılırdı. Ta ki bayram sabahına kadar.

 

Bayram sabahı erkenden kalkılır, giyinilir ve o ayakkabıyı giymek için amansız bir yarış başlardı. Tabi, yeni ayakkabı olduğu için ve evde ayakkabı giymeye alışık olmadığım için ayağımı vurması kaçınılmazdı. Ama  olsun, o, benim bayramlık ayakkabımdı ve ayağıma istediği her şeyi yapma hakkına sahipti.

 

Bayramlaşma faslı, tutulan şekerler, verilen mendiller (hatırlar mısın; içinde mutlaka bayram harçlığı olurdu ve o dönem hemen her çocuğun mendil koleksiyonu olurdu), dedim ya; çocukluğumda bambaşka bir tat, bambaşka bir anlam taşırdı bayramlar.

 

Şimdi ise, çocuklara bakıyorum da, bayramı; okula gitmeyip evde bilgisayar oynayıp, chat yapma veya aileleriyle gidecekleri herhangi bir tatil yöresinde yaşayacakları, karne tatili dışındaki ekstra bir tatil  olarak algılıyorlar ve “bayramlık” ın anlamını bilmiyorlar. Korkarım ki, bizden sonraki nesil, Bayramı bile bilmeyecek, bu çok özel  ve de anlamlı duyguyu tanımayacaklar.

 

Bugün, Bayramlar her ne kadar anlamını yitirmeye yüz tutsa da, tüm iyi niyetim ve içtenliğimle, eski bayramların hatırına;

 

Aileniz ve tüm sevdiklerinizle birlikte, hayatınız boyunca yaşayacağınız her bayramın, en az benim çocukluğumdaki kadar anlamlı, en az benim çocukluğumdaki kadar tatlı ve de sevgi dolu olmasını dilerim.

 

Sevgilerimle,

 

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı